Orhan Özekinci

Gönlüme göre verme aşkı Rabbim / Çünkü aşkınla kimseyi sevmedim

Melisa Yazdır

                                                                                                    Melisa'ya;



Dışarıdan bakılınca ne yazılabilir bir ev için, ne düşünülebilir, ne konuşulabilir. Tarifi olmayan hayatlar vardır evlerde. Yaşamlar vardır. Yaşanamayanlar. Emekliler vardır, memurlar, işçiler, dindarlar, ateistler... Dışarıdan bakınca ne gösterebilir bir ev bize. Gizli kapaklı bir mutluluk yalanıdır evler. Her gece ampulleri yanıyor diye, süregelen nefesler dolanır.

 

      yanıyordu...

 

Mimar Sinan Mahallesinin 58 numaralı evin mutfağı. Patates kızartmaları ve köfteler pişiyordu. Ağır bir yağ kokusu. Mevsimsiz bir patatesin, çözülmüş kabuklarında Melisa’ya elveda diyen bir lezzet vardı. Annesi alelacele masayı hazırlıyor, Melisa bir yandan da ona yardım ediyordu. Buzdolabından peynir, zeytin, reçel... Aperatif bir şeyler atıştırmanın telaşındalar. Melisa hüzünlü. Yuvasından diyarı belirsiz bir yola gidiyor. Üniversite sınavına hazırlanmak için korkulu bir yurda gidiyor. Annesini yeni kocasıyla yalnız bırakmaya gidiyor.

 

     gidiyordu...

yokluğundan herkesi memnun, kendisini mahzun bırakmaya gidiyordu.

    Annesinin yeni evlendiği cimri ama zengin kocasında da coşkun bir mutluluk var. Aslında sarhoş Sezai’nin mutluluğu, evden bir nüfusun eksilmesi. Bu sayede bir tabak daha az konurdu masaya. Elektrik faturası daha az gelirdi. Genç kızlar çok banyo yapardı. Melisa’da banyo yapardı. Ağladığı her gece, duşun altına girerdi. Ilık suyla gevşerdi hep vücudu. Gözyaşları karışırdı klorlu suya. Başını sudan çıkarmazdı. Kendine dahi bakamazdı.
        Sarhoş Sezai, daha da az gelecek su ve doğalgaz faturasının iç ferahlatıcı mutluluğuyla pekte sakin o gün.

  

(devamını okumak için Nokta Dergisi 3.sayı)